MeKaNbUrAsI
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

MeKaNbUrAsI

Fenerbahçe Resmi Sitesi
 
AnasayfaAramaLatest imagesKayıt OlGiriş yap

 

 ATATÜRK VE MÜZİK

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
SiTe AdMiN
SiTe AdMiN
Admin


Erkek
Mesaj Sayısı : 104
Nerden : istanbul
İş/Hobiler : Forum düzenleme yönetme
Lakap : Albay
Kayıt tarihi : 31/01/08

Karakter sayfası
FORUMOGOZ:

ATATÜRK VE MÜZİK Empty
MesajKonu: ATATÜRK VE MÜZİK   ATATÜRK VE MÜZİK Icon_minitimeC.tesi Şub. 09, 2008 6:03 pm

****** insan hayatında müziğin çok önemli bir yeri olduğuna ina­nıyordu. 14 Ekim 1925'te İzmir Kız Öğretmen Okulu'nu ziyaretlerinde öğrencilerin "Hayatta musiki lazım mıdır?'' sorusuna şu cevabı vermişti :

-"Hayatta musiki lazım değildir. Çünkü hayat musikidir. Musiki ile alakası olmayan mahlukat insan değildir. Eğer mevzuu bahs olan hayat insan hayatı ise, musiki behemehal vardır. Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz. Musiki hayatın neşesi, ruhu, süruru ve her şeyidir. Yalnız musiki­nin nev'i şayan-ı mütalaadır."

Müziğin insan hayatındaki ônemine işaret eden ve dinlenecek müzi­ğin çeşidine dikkati çeken ******, her konuda olduğu gibi Türk Müziği konusunda da yenilikler yapmak istemiştir. Ata'nın Türk Müziği üzerinde yenilikler yapmak istemesinin temel sebepleri şunlardır:

1. Ziya Gôkalp'in Türkçülüğün Esasları eserindeki gôrüşlerinin etkisi:
Ziya Gôkalp'in müzik konusundaki gôrüşlerini ******'ün paylaştığı­nı ve bu gôrüşler doğrultusunda çalışmalar yaptığım gôrüyoruz, Gökalp'in Sayın Oransay tarafından tamamı alınan gôrüşlerinden kısa bölümler şunlardır :

-''Memleketimizde bunlardan başka yan yana yaşayan iki musiki vardır. Bunlardan birisi halk arasında kendi kendine doğmuş olan Türk Musikisi, diğeri Farabi tarafından Bizans'tan tercüme ve iktibas olunan Osmanlı Musikisi'dir. Türk Musikisi ilham ile vücuda gelmiş, taklitle hariçten alınmamıştır. Osmanlı musikisi ise taklit vasıtasıyla hariçten alınmış ve ancak usulle devam ettirilmiştir. Bunlardan birincisi harsımızın (kültürümüzün ) ikincisi ise medeniyetimizin musikisidir."

-''Etnografya Müzesi bunlardan başka her nahiyedeki lisani savtiyyat (fonetik) ile halk melodilerini (nağmelerini) ya fonograf aletiyle yahut nota usulü ile zapt eder. Demek ki Etnografya Müzesinin behemehal bir fotoğrafçısı, bir fonografçısı ve notacısı bulunmak lazımdır... Koşmalar, türküler ve nağmeler de hakiki saz şairlerinden alınmalıdır."

-"İstanbul'da mevcut bulunan Darülelhan, düm-tek usulünün, yani Bizans musikisinin Darülelhanıdır. Bu müessese iptidai unsurları halkın samimi melodilerinde tecelli eden ve Avrupa musikisine tevfikan armonize edildikten sonra asri mahiyet alacak olan hakiki Türk musikisine hiç ehemmiyet vermemektedir".

-"Avrupa musikisi girmeden evvel, memleketimizde iki musiki var­dı: Bunlardan biri Farabi tarafından Bizans'tan alınan şark musikisi, diğe­ri eski Türk musikisinin devamı olan halk melodilerinden ibaretti."

-"Bugün işte şu üç musikinin karşısındayız : Şark musikisi, garp musikisi, halk musikisi. Acaba bunlardan hangisi bizim için millidir? Şark musikisinin hem hasta, hem de gayr-ı milli olduğunu gördük. Halk musi­kisi harsımızın, garp musikisi de yeni medeniyetimizin musikileri olduğu için her ikisi de bize yabancı değildir. O halde milli musikimiz, memleke­timizdeki halk musikisiyle garp musikisinin imtizacından doğacaktır. Halk musikimiz birçok melodiler vermiştir. Bunları toplar ve garp musikisi usulünce armonize edersek hem milli hem de Avrupai bir musikiye malik oluruz."

******'ün Türk Müziği hakkındaki görüşleri ve yaptığı yenilikler Ziya Gökalp'in görüşlerine ve programına çok yakındır. Nitekim 1930 yılında Alman gazeteci Emil Ludwig'le yaptığı görüşmede Ludwig'in doğu müziğiyle ilgili görüşlerine şu cümlelerle itiraz etmiştir :

-"Bunlar hep Bizans'tan kalma şeylerdir. Bizim hakiki musikimiz Anadolu halkında işitilebilir. "

Bilindiği gibi Ziya Gökalp müzikolog değildi. Müzikle ilgili bilgiler; köklü bir eğitime dayanmıyordu. Eski Yunan müziğindeki çeyrek seslerle Türk Müziğindeki koma sesleri birbirine karıştırarak, Farabi'yi de işin içi­ne sokarak Türk Müziğini Yunanlılara mal edivermişti. Şayet bizim müzi­ğimiz Yunan kökenli olsaydı bugün dünyanın 1 numaralı müziği olarak her yerde dinlenirdi. Yunanlılar propagandayla bunu sağlarlardı. Müzikolog Muammer Sun, Ziya Gökalp'in iddialarıyla ilgili olarak görüşlerini şöyle açıklamıştır :

-''Bu konu çok tartışıldı. Bu müzik bize Bizans'tan geçmemiştir. Araplar da bize hediye etmemişlerdir. Bu musiki bizim insanlarımızın, adı sanı belli insanlarımızın yarattığı musikidir ve musikimizdir.................. Bizim Klasik Türk Musikimizi Araplara ve Bizanslılara maletme ve bir de Batılılaşmanın etkisiyle alafranga-alaturka kavgası çıkmış, Batılılaşmacılar alafrangacı, "Aman müziğimiz değişmesin,, diyenler de alaturkacı olarak nitelendirilmişlerdir. Baştan itibaren tamamen yanlış ve boşa kürek çekilmiş bir davadır "


2. Montesqieu'nün görüşünün etkisi :

****** 1930 yılında Alman gazeteci emil Ludwig'e, Montesqieu'nün "Bir milletin musikicilikteki meyline ehemmiyet verilmezse o milleti ilerletmek mümkün olmaz'' sözünü okuduğunu, tasdik ettiğini, bunun için musikimize önem verdiğini söylemiştir. 1 Kasım 1934 tarihinde TBMM'ni açış nutkunda Montesqieu'nün görüşüne yakın şu cümleyi söylemiştir :

-"Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir."


3. Müzik bilginlerinin olmayışı, sanat seviyesinin düşüklüğü

****** döneminde Türk Müziği konusunda yetişmiş bilginlerimizyoktu. Mevcutlar kendi kendilerini yetiştirmişti. Darülelhan'ın eğitimi ye­tersizdi. Sanatçılar genellikle usta-çırak usulüyle yetişiyordu. Bilgisine güvenilir bir müzik bilginimiz olmaması sebebiyle ****** Ziya Gökalp'a inanmak durumunda kalmıştı. Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyetinde 1925­-1930 yıllan arasında neyzenlik yapmış ve Ata'nın huzurunda defalarca çalmış bulunan Burhanettin Ökte hatıralannda bu durumu şöyle dile ge­tiriyor :

-''Musikimizin tarihini araştırdı, doğru dürüst cevap alamadı. Naza­riyatını sordu, iki cümleyi yan yana getiremedik. Eserleri tahlil ettirmek istedi, sathından daha derinlere inemedik.

...en büyük mürşit ilimdir, diyen büyük insan bu münevver gençlerimizi tarihte karşısında bulsaydı memlekette ne alafranga-alaturka davası, ne de sanat fukaralığı bulunurdu."

8 Ağustos 1928 gecesi Sarayburnu konserinden sonra ******'ün et­kisi büyük olan meşhur nutkunun sebebini de Burhanettin Ökte hatırala­rında İtalyan müziği ve Mısır'ın meşhur şarkıcılarından Müniret'ül Meh­diye Hanım'ın konserinden sonra çok zayıf bir Türk saz heyetinin sahne­ye çıkarak acemice ''sultani yegah" faslnı icrasına bağlıyor. ******, si­nirli bir şekilde konseri terk etmiş, ertesi gün gazetelerde şu nutku ya­yımlanmıştır :

"- Bu gece burada güzel bir tesadüf eseri olarak şarkın en mümtaz iki musiki heyetini dinledim. Bilhassa sahneyi birinci olarak tezyin eden Müniretü'l Mehdiye Hanım sanatkarlığında muvaffak oldu. Fakat benim Türk hissiyatım üzerinde artık bu musiki, bu basit musi­ki Türk'ün çok münkeşif ruh ve hissini tatmine kafi gelmez. Şimdi karşıda medeni dünyanın musikisi de işitildi. Bu ana kadar Şark Musikisi denilen terennümler karşısında cansız gibi görünen halk, derhal harekete ve faali­yete geçti. Hepsi oynuyor ve şen, şatırdırlar. Tabiatın icabatını yapıyorlar. Bu pek tabiidir. Hakikaten Türk, fıtraten şen; şatırdır. Eğer onun bu güzel huyu bir zaman için fark olunmamışsa, kendinin kusuru değildir. Kusurlu hareketlerin acı, felaketli neticeleri Vardır. Bunun fariki olmamak kabahatti"


4. Çağdaş uygarlık seviyesine yükselmenin topyekün gerçekleştirilmek istenmesi :

******, Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak için yenilikler yapmıştır .Bu yeniliklerin sadece de devlet idaresinde ve sosyal ha­yatta yapılması yetmiyordu. Ata, kültür konularında da çağdaş uygarlık seviyesine ulaşılmasını istiyordu. Müzik de kültür konularından biriydi. Ba­tı'nın müzik bilgi ve tekniğinden yararlanarak Türk Müziğini milletlerara­sı seviyeye çıkarmak ******'ün müzik konusundaki çalışmalarının ama­cını teşkil ediyordu. Bu amaçla, o zamana kadar memlekette pek fazla yayılmamış ve öğrenilmemiş olan Batı Müziğine daha çok önem vermiş­tir. Kazım Özalp'a "Bizler alaturka müziğe alışmışız ama yeni nesiller alafranga müziğe çalışmalıdırlar.'' ve Falih Rıfkı Atay'a "Çocuklarımızın ve gelecek nesillerin musikisi garp medeniyetinin musikisidir'' demiş, Batı Müziğiyle ilgili bazı kuruluşlar kurdurmuştur .******'ün Batı Müzi­ğini yayma ve öğretmeyle ilgili çalışmaları şunlardır :

-Muzıka-yı Humayun İstanbul'dan Ankara'ya nakledilerek Riyaseti­-Cumhur Orkestrası adını almıştır (1924).

-Müzik öğretmeni yetiştirmek amacıyla Musiki Muallim Mektebi açılmıştır (1924). Bu okuldan yetişen öğretmenler okullarda Batı Müzi­ğine dayalı öğretim yapmışlardır.

-İstanbul Darülelhan Şark Musikisi Şubesi kapatılmış, okulun adı da İstanbul Konservatuarı olarak değiştirilmiştir (1926). Şimdiki adı İs­tanbul Belediye Konservatuarıdır .

-1927 yılından itibaren Avrupa'ya müzik öğrencisi gönderilmiştir. Cemal Reşit Bey, Ulvi Cemal Erkin, A. Adnan Saygun, Necil Kazım Akses, H. Ferit Alnar gibi tanınmış kompozitörlerimiz bu imkandan faydalanmışlardı.

-Alman müzikolog Paul Hindemith'in yardımlarıyla Ankara Devlet Konservatuarı kurulmuştur (1936). Devlet Opera ve Balesinin, Devlet Tiyatrolarının Senfoni Orkestralarının sanatçı kadrolarının önemli bir bölümü bu okuldan yetişmiştir.

******'ün Batı Müziğine önem vermesi günümüzde Batı Müziği taraftarlarınca yanlış değerlendirilmekte; Ata'nın yalnızca Batı Müziğini is­tediği, Türk Müziğini yasakladığı şeklinde yorumlar yapılmaktadır. Oysa ****** Türk Müziğine de gereken önemi vermiştir .Memlekette Batı Müziğini yerleştirinceye kadar Türk Müziğine bazı sınırlamalar koyması normaldi. Ata'nın çağdaş uygarlık seviyesine ulaşılırken izlediği yol, Ba­tı'mn aynen taklidi değil, Batı'nın bilim ve tekniğinin milli öze uygulan­masıdır. Çankaya köşkünün incesaz takımının başkam Hafız Yaşar Okur'a "Biz garbınkini hürmetle dinlediğimiz gibi, bizim musikimiz de bütün dünyada hürmetle dinlenecek bir halde olmalıdır." derken kastettiği bu düşünceydi. Mesut Cemil tel de aynı konuda ******'ün şu sözlerini naklediyor :

-"Biz çok defa bu musikinin tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte dinle­diğimiz hakiki Türk Musikisidir ve şüphesiz yüksek bir medeniyetin musi­kisidir. Bu musikiyi bütün dünyanın anlaması lazımdır. Fakat onu bütün dünyaya anlatabilmek için milletçe, bugünkü medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz lazımdır. "
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://forumogoz.yetkin-forum.com
 
ATATÜRK VE MÜZİK
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MeKaNbUrAsI :: GENEL BÖLÜM :: ATATÜRK-
Buraya geçin: